FROM THE BLOG

Yapay Zeka

 

“Yine mi yapay zekâ” deyip geçmeyin. Önemli gelişmeler söz konusu… 2017 yapay zekâ yılı olacak.

Yiğit Kulabaş, PhD*

yigit@redesignbiz.com 

2017 trend listelerine göz attıysanız ilk sıranın hep aynı olduğunu göreceksiniz. Evet, yapay zekâdan bahsediyoruz. “Yine mi yapay zekâ” deyip geçmeyin, önemli hem de çok önemli gelişmeler söz konusu. 2017 yapay zekâ yılı olacak.

Yapay zekâ dendiğinde sokaktaki insanın aklında çoğu zaman mekanik, itici, hatta ürkütücü bir resim canlanıyor. Ne de olsa yapay zekânın ön planda olduğu hemen her film karanlık bir gelecekte, distopik bir ortamda geçiyor. Çoğu zaman kahramanlar arasında robotlar var. IQları yüksek, duygusal zekâları düşük olan bu mekanik sistemler sempatimizi kazanamıyor bir türlü. Kendimizle özdeşleştiremiyoruz.

Halbuki konu robotla değil insanla alakalı… Gündelik hayatımıza da iş hayatımıza da yapay zekâ değer katacak. Alışkanlıklarımızı değiştirecek. Üstelik çoğu kez yapay zekâdan faydalandığımızın farkına bile varmayacağız. Başta IBM, Amazon, Google, Facebook, Apple ve Microsoft olmak üzere teknoloji devleri uzun zamandır konuya önemli yatırımlar yapıyor. Ve nihayet kıvılcım anına gelmiş bulunuyoruz.

Gelin 7 maddede yapay zekâ devrimine göz atalım.

1)#AI-First: “AI first!” Teknoloji dünyasının yeni sloganı bu iki kelime… Önce “digital first” diyerek işi internete taşıdık. Sonra “mobile first” dönemi başladı. Akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla birlikte düzen değişti, interneti cebe sığdırdık. Çözümler, uygulamalar şekil değiştirdi. Şimdi sıra yapay zekâda… “AI first!” sloganı bize her ne yaparsanız yapın, yapay zekânın nimetlerinden yararlanın mesajını veriyor.

2)#DoğalDilİşleme: Kuşkusuz konuyla ilgili en önemli gelişme doğal dil işleme (NLP) konusunda yaşanan ilerlemeler. Yapay zekâ sayesinde teknoloji artık konuşmalarımızı, yazdıklarımızı, hatta duygularımızı anlıyor. Bu önemli gelişme yanında devrim sayılabilecek bir dönüşümü tetikliyor: teknoloji ile olan ilişkimiz değişecek. Alışageldiğimiz bütün ara yüzleri unutun. Yeni ara yüzümüz ana dilimiz olacak. Okuma yazma bilen, konuşabilen herkes teknoloji kullanabilir hale gelecek. 

3)#ÖğrenenSistemler: Monolog üzerine dayalı kurgularda çoğu zaman sesi tanımak yeterli. Ancak söz konusu diyalog olunca devreye öğrenen sistemler girmek zorunda… Zira bir diyalogun gerçekleşebilmesi için karşıdaki kişinin tepkilerine göre gerçek zamanlı anlamak, yorumlamak, karar almak, önerilerde bulunmak, aksiyona geçebilmek gerekiyor. “Machine learning” ismiyle de anılan “öğrenen sistemler” kişiye göre farklı kalıplara girebiliyor, beslendikçe akıllanıyor, kullanıcının özelliklerine göre kişiselleşebiliyor.

4)#ChatBot: Chatbot kavramı geçtiğimiz sene Facebook’un konuya odaklanmasıyla birlikte ayrıca önem kazandı. Chatbotları yapay zekânın dile gelişi olarak adlandırmak mümkün. Konunun tarihine daha da inecek olursak 1950’ye, Alan Turing’in yazdığı bir makaleye ve Turing Test’e kadar gitmek mümkün. Makalede hayal edilen senaryo nihayet gerçekleşmiş bulunuyor. Bahsi geçen kriter şuydu: bilgisayar destekli bir sanal programın aynen bir insanmış gibi bir başka insanla yazışması ve bu diyaloğun karşıdaki insanın bir programla konuştuğunu anlayamayacak kadar iyi olması… Bugün chatbot çözümleri yoğunlukla müşteri hizmetleri ve bilgi sorgulama sistemleri için kullanılıyor. Çoğu müşteri sanal bir “sohbet robotu” ile konuştuğunun farkına bile varmıyor. Chatbot yaklaşımının yakın zamanda uygulama dünyasının çehresini değiştirmesi bekleniyor. 

5)#EvAsistanları: Makinelerle konuşmaya navigasyon sistemleriyle başladık. Hemen akabinde ses komutlarıyla çalışabilen asansörlerle ve diğer akıllı cihazlarla tanıştık. Ancak esas popülerlik Amazon’un Echo’yu piyasaya sürmesi ile oldu. Echo üzerinde çalışan sanal asistan Alexa sıra dışı yetenekleriyle hızla popülerleşti. Bugün “Hi Alexa!” diye söze girip İngilizce konuşarak pek çok komut verebiliyorsunuz. Google Home da benzer şekilde çalışıyor. Arçelik tarafından geliştirilen çözüm ise düzgün Türkçesiyle göz dolduruyor.

6)#GörselAlgı: Önemli bir gelişim alanı da görsel algılama konusunda… Teknoloji ağaca ağaç, çiçeğe çiçek, kitaba kitap demekte zorlanıyordu yakın zamana kadar. Amazon geçtiğimiz ay düzenlediği re:invent etkinliğinde “rekognition” servisini tanıttı. “Rekognition” teknoloji dünyası için çok önemli bir mihenk taşı – denemenizi tavsiye ederim.

7)#AmazonGo: Amazon’un bir diğer duyurusu ise bahar aylarında Seattle’da açacağı sıra dışı mağaza üzerineydi. Şirket ezber bozan bir video yayınladı. Kasasız mağazaya girerken akıllı telefonunuzu gösteriyorsunuz. Raflardan istediğiniz ürünleri seçip çantanızı dolduruyorsunuz. İşiniz bitince de çıkıp gidiyorsunuz. Sıra yok, kasa yok. Bütün bu kurgulardaki gizli öznemiz yapay zekâ…   

 

*Yiğit Kulabaş iş adamı, akademisyen ve yazardır. Re/Design Business’in CEO’su ve kurucu ortağıdır. Bu yazısı Capital Dergi’sinin Ocak 2017 sayısında çıkmıştır.

 

Leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *